Müezzinoğlu’ndan Kılıçdaroğlu’na: 30 milyon vatandaş hain mi olacak ?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun "TBMM’de bu anayasaya evet oyu kullananlar varsa, onlar Türkiye ve Türkiye Cumhuriyet’ine ihanet ediyordur " sözlerine ilişkin, “Muhtemelen 30 milyon vatandaş gittiğimizde referandumda ‘evet’ diyecek bunlar hep hain mi olacak?” dedi.

Müezzinoğlu’ndan Kılıçdaroğlu’na: 30 milyon vatandaş hain mi olacak ?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun "TBMM’de bu anayasaya evet oyu kullananlar varsa, onlar Türkiye ve Türkiye Cumhuriyet’ine ihanet ediyordur " sözlerine ilişkin, “Muhtemelen 30 milyon vatandaş gittiğimizde referandumda ‘evet’ diyecek bunlar hep hain mi olacak?” dedi.

07 Ocak 2017 Cumartesi 12:06
Müezzinoğlu’ndan Kılıçdaroğlu’na: 30 milyon vatandaş hain mi olacak ?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun "TBMM’de bu anayasaya evet oyu kullananlar varsa, onlar Türkiye ve Türkiye Cumhuriyet’ine ihanet ediyordur " sözlerine ilişkin, “Muhtemelen 30 milyon vatandaş gittiğimizde referandumda ‘evet’ diyecek bunlar hep hain mi olacak?” dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, ‘Çalışma Hayatında Milli Seferberlik’ programı kapsamındaki ziyaretleri çerçevesinde ilk ziyaretini Konya’ya gerçekleştirdi. Bakan Müezzinoğlu, yolculuk sırasında basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Bakan Müezzinoğlu memur anne adayları için yarım gün çalışma izni ile ilgili soru üzerine, yönetmeliği Başbakanlığa yeni gönderildiği ve bu ay içinde çıkacağı bilgisini verdi.

Bir gazetecinin, "657’ye bir madde eklenmişti memura performans uygulaması. Anayasa mahkemesinde itiraz edilmişti, anayasa mahkemesi bu maddeyi iptal etmedi memura performans uygulanacak mı? Uygulanacaksa ne zaman uygulanacak?" sorusu üzerine ise Bakan Müezzinoğlu, "Kamu çalışanı reformu bu ülkenin yapması gereken bir çalışma. Bütününde kamu çalışanı reformunu başarabilirsek, bu ülkenin, millet adına, çalışanı adına da yapacağımız en büyük reform olur. Bunu bu yıl büyük oranda paydaşlarımızla çalışacak, bütün olarak bir kamu çalışanı reformu yapmak bu işin en doğrusu. Şu anda 657’si işçi statülü çalışanlar, yarım zamanlı çalışanlar, mevsimlik işçiler, hizmet alımı, taşeronlar yani 4A, 4B, 4C karışacak dolayısıyla bütün bunları kamu çalışanı reformunda ve terfi nasıl olacak? Şeffaflık, performans bütün bunları güçlü bir sistem üzerinden gitmek daha doğru olur. başarabilirsek yapacağımız en büyük reform olur. Güvenceyi tek başına alırsak olmaz, o zaman güvence artı ne? Terfi nasıl olacak? Performans nasıl olacak? Biz şimdi memuriyete bu yıl aldığımız 30 yıl sonra da yine bizim memurumuz, 30 yıl içindeki performansı, kendini geliştirmesi, alanındaki millete hizmet etme, alanındaki gelişmeleri takip edip etmemesi. Ben 82 mezunuyum, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 86 ihtisasıyım Dahiliye Uzmanı, 30 yıl önce uzman oldum ben, 30 yıl önceki Dahiliye Uzmanlığı ile bugünkü Dahiliye Uzmanlığı arasında dünya kadar fark var ama ben yalnız güvenceden 30 yıllık memurum, her yıl şu kademeler bana memuriyetimin getirdiği artılar var, peki 30 yıl öncesinin Dahiliye Uzmanı olarak devam ediyorum ama bana kamudaki 657, yıllara sari kıdemler veriyor. Peki mesleğinin gelişimine ait kıdemler olmazsa ben hakikaten çok kıdemli bir Dahiliye Uzmanı mıyım? Yoksa 30 yıl öncesinin bir Dahiliye Uzmanı mıyım? Mimar, mühendis, avukat bütün bunlar kendilerini dünyayla yarışacak. Muasır medeniyetler seviyesinin üzerindeki bir hedefi olan bir Türkiye. O zaman bizim memurumuz millet adına, kendi alanlarındaki kendi alanlarındaki gelişmeleri dünyayla yarışacak şekilde takip edebilme, eğitimlerini alabilme ve o eğitimlerle 5 yıllık olabilir veya alanlarına göre belirli dilimlerle kendilerini geliştirip geliştirmediklerinin değerlendirmesi yapılır, bunun içine güvence de konulur ama tek madde memuriyeti girdiğinden emekli olmak istediği güne kadar güvence garantidedir dediğimiz zaman bu memura da hizmet olmaz, millete de hizmet olmaz” diye konuştu.

Bakan Müezzinoğlu bir gazetecinin, “Sosyal güvenlikte ikinci fazdan bahsediyorsunuz bir süredir, bir reform hazırlığından, ne olacak o pakette?” sorusunun üzerine ise, “Sosyal güvenliğin dinamikleri ve dünyanın gelişimleri, emeklinin talepleri. Biz muhtemelen bir ayın içinde 4 binin üzerinde ev ziyareti yapacağız ve bunun en az bini emekli aileler olacak. Emekli hayatından ne bekliyorlar? Sosyal güvenlik reformunda açıklarımız nedir? İhtiyaçlarımız nedir? Bunu güncellemek gibi bir çalışmamız var. Detaylarını olgunlaşınca paylaşırız” ifadesini kullandı.

“3 AY SONRA BİR DEĞERLENDİRME RAPORU HAZIRLANACAK”

Bakan Müezzinoğlu, bu kapsamda gerçekleştireceği ziyaretler sonunda bir rapor hazırlanacağı bilgisini paylaşarak, “Her aylık raporlarımızı, şimdi aylık alacağız ama esas değerlendirmemizi 3 ay sonra realize edeceğiz. Ocak ayındaki raporlar 81 ilden ne geldi? Ortak sorunlar ne? Şubat’ta devam ettik yine ne geldi? Ortalama 4 bin, muhtemelen 10 binin üzerindeki evden bizim emekli ayağından ne geliyor? Asgari ücretliden ne geliyor? Beyaz yakalıdan ne geliyor? Ve engelli vatandaşlarımızdan ne geliyor? Bütün bunları 81 il boyutunda ilk üç başlık, beş başlık nedir? Bizi ilgilendirip de kolay çözebileceklerimiz nedir? Hükümete taşıyıp da şu temel başlıklarda şu çözüm önerilerini getiriyoruz diyebileceklerimiz nedir? Onu 3 ay sonra görürüz” açıklamasını yaptı.

“OECD ÜYESİ ÜLKELERDE EMEKLİ YAŞI 72 , TÜRKİYE’DE 52”

İşçi emeklilerinin intibak konusundaki beklentilerini dile getiren gazeteciye de Bakan Müezzinoğlu, şöyle cevap verdi:

“Beklenti bitmez hayat hep beklenti ve umutlarla ama neticede biz sosyal güvenlikte özellikle bizim emekli sistemi yapımızda ciddi bir sorunumuz var. Burada yükü arttırarak sorunları çözemeyiz. Şu anda OECD üyesi ülkelerin hiçbirinde veya dünyanın hiçbir ülkesinde 65 yaşın altında emekli yok. Şimdi bizde 37’den tutun 65’e kadar her yaşta binlerle ifade edilen emeklimiz var. OECD üyesi ülkelerin ortalama emekli yaşı 72, Türkiye’nin ortalama emekli yaşı 52. Şimdi sistemin ne kadar yanlış bir zeminde kurgulandığını buradan görüyoruz. Almanya gibi kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla’sı 20-30 bin Euro’lara gelmiş bir ülkede 65 yaşın altında tek bir emekli yoksa, Belçika’da, Hollanda’da, Fransa’da sayabildiğim bütün o gelişmiş dediğimiz ülkelerde bir tane 65 yaşın altında emekli yoksa bunun ortalama emekli yaşı 72 ise bizde de 52 ise burada yükü arttıran bir bakış açısıyla değil kademeli olarak biz artık 52’yi 53’e, 53’ü 54’e ve bunu yavaş yavaş kadınlarda 56-58’e erkeklerde de 60’a götürecek bir yolculuk planlıyoruz. Bu şu anda zaten var sistemimizde. Mesela yaşa takılanlarımız diyor, yaşa takılanlarımıza biz takılmayacaksınız merak etmeyin dediğimiz an yaşı 50’lerin altına iner ama biz yaşa takılan kardeşlerimize diyoruz ki beklemen gereken 53’se 53’ü bekleyeceksin, o gün geldiğinde de emekliliğini alacaksın. Gelişmiş dünya örneklerinde, bizim bir emekliye ortalama 27 yıl maaş öderken, onlar ortalama 17 yıl maaş ödüyor. Biz de istiyoruz ki ortalama 17-20 yıl maaş ödeyelim ama emeklimize adam gibi ödeyelim. O zaman intibakları konuşmak daha kolay ama şimdi bir taraftan zaten taşınabilmesi çok zor olan bir yük var, bu yükü daha da büyütebilmek millete ilave külfettir. Bu ne demektir? Bütçe açığı demektir, yatırımlardan vazgeçmek demektir, yatırımlardan vazgeçtiğin an Türkiye’nin o muasır medeniyet seviyesi üzerindeki hedeften vazgeçmektir, gençlerden alıp emeklilere vermektir. Halbuki biz gençlerin ve gelecek nesillerin hakkı olduğunda korumak durumundayız.”

10. Kalkınma Planı’nda da emekli olmadan önce çalışanların meslekteki yıllarına göre adına kesilmiş emekli prim keseneğinin daha yüksek yapılıp emekli maaşının yükseltilmesi şeklindeki çalışmanın sorulması üzerine de Bakan Müezzinoğlu, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) geldiğini ve onu BES’in yerine tuttuğunu kaydederek, “Şu anda BES’in amacı, devletin de katkısıyla hem bir taraftan tasarruf hem de diğer taraftan emekli maaşı daha yüksek ve daha yaşanabilir olsun” dedi.

“Yapılan ihraçlarda bakanlıklarda bir uygulama birliğinin olmadığı söyleniyor, Başbakanlık tarafından belirlenmiş kriterler dahilinde mi ihraçlar yapılıyor? Yoksa her bakanlığın belirlediği kriterler var mı?” soruları üzerine ise Bakan Müezzinoğlu, bütün bakanlıklar için kriterlerin belli olduğunu ifade ederek, “Bütün bakanlıklardaki kurulan komisyonlar da o kriterlere göre karar veriyorlar ama neticede bizim bakanlığımızda bu komisyonun gri alanlardaki esnekliği ile diğer bakanlığın gri alanlardaki kanaat kullanımı esnekliği arasında minimum farklılıklar olabilir ama bunlara itirazlar olduğunda yeniden ayrı bir komisyon bu itirazları değerlendiriyor ki o minimum hatalar da ortadan kalksın yoksa temel kriterler bütün bakanlıklar için aynı ve geçerli” şeklinde konuştu.

“MEMURLARLA, İŞÇİLERİ AYNI STATÜDE TUTAMAZSIN DİYE BİR ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VARKEN İSTER İSTEMEZ FARKLILIKLAR DA OLACAK”

Bakan Müezzinoğlu, bir gazetecinin, “Emeklilerle ilgili zam konusunda farklılıklar var, işçi emeklisi, memur emeklisi olarak. Niye onlara o kadar bize bu kadar diye zaman zaman çok telefon alıyoruz onunla ilgili bir düzenleme olur mu?” sözleri üzerine şunları kaydetti:

“Neticede biz işçi, Bağ-Kurlu ve memur statülerini kurgu olarak farklı kurgulamışız başından itibaren. Yani Bağ-Kurluların statüsü farklı, çalışan işçilerin statüsü farklı, memurların statüsü farklı. 2007 yılında ben ilk defa milletvekili olarak geldiğimde burada Sosyal Güvenlik Yasasını yeniden yapılandırırken biz bütün çalışanları aynı statüye getirelim dediğimizde Anayasa Mahkemesi dedi ki: ‘Memurlarla işçileri aynı statüde tutamazsınız’. Şimdi memurlarla, işçileri aynı statüde tutamazsın diye bir Anayasa Mahkemesi kararı varken ister istemez farklılıklar da olacak. Halbuki biz o zaman Anayasa Mahkemesi’ne dedik ki: Hani Anayasa Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamı eşitti? Ama Anayasa Mahkemesi memur olarak çalışanlarla işçi olarak çalışanları aynı statüde tutamazsınız diye karar verdi mecburen bunlar süreç içinde 10-20 yıl sonra dengelenebilir mi? Süreç içinde bunu dengeleyebilecek kademeli geçişleri planlanabilir ama bunu pat diye yarın ben Anayasa Mahkemesi’ne veya anayasa değişikliği verdim, Türkiye’de yaklaşık 27 milyon çalışanın statüsünü aynı noktaya getirdim diyebilmek öyle çok kolay değil, öyle bir bütçe de yok.”

İŞSİZLİK SİGORTASI FONU

“İşsizlik Sigortası Fonu’nun, Türkiye Varlık Fonu’nda değerlendirilmesine yönelik sıklıkla haberler gündeme getiriliyor. Böyle bir planı var mı?” sorusu üzerine Bakan Müezzinoğlu, şu anda öyle bir plan olmadığını belirterek, “İşsizlik Sigortası Fonu’nun daha iyi değerlendirilmesi her halükarda gündemimizde olur. Burada neticede bir fonda biriken para var bu paranın daha iyi değerlendirilmesi ile ilgili İşsizlik Fonu Yönetim Kurulu değerlendirmelerini yapabilir. Yönetim kurulu neticede bu parayı daha iyi nasıl nemalandırırım diye tartışır ve kararını verir” değerlendirmesinde bulundu.

ESNAF FONU

Esnaf Fonu ile ilgili de Bakan Müezzinoğlu, ilk bakan olduğumda nezaket ziyaretine gelen esnaf temsilcilerinin bir Esnaf Fonu kurulmasını, İşsizlik Fonu gibi bir fon kurulması talebinde bulunduklarını belirterek, “Sayın Başbakanımız yaklaşık 1,5 ay önce bize bir talimat verdi biz de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı ile birlikte çalışmalarımızı iki hafta önceki Bakanlar Kurulu’nda sunumunu yaptık. Bakan arkadaşlarımızın farklı önerileri oldu, o önerileri de değerlendirdik, geçtiğimiz Pazartesi günü de son şeklini verdik hükümetten Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa tasarısı olarak Esnaf Ahilik Sandığı şeklinde gönderdik. Burada İşsizlik Fonu’nun büyük oranda benzeri. İşsizlik Fonu’nda işveren ve işçi adına yüzde 3 prim ödeniyor, burada 4A Bağ-Kurlumuz yüzde 2 prim ödüyor. Burada yüzde 1’lik bir prim esnaf adına yüzde 3 mü olsun 2 mi olsun? Sayın Başbakanımızın destekleriyle yüzde 2’de tuttuk ve bu yaklaşık bugünün asgari ücret rakamlarıyla 35,5 lira aylık. Diğer İşsizlik Fonu’nda olduğu gibi hazinenin desteği yine yüzde 1 olarak bu fonda da devam edecek. Bu şekildeki bir fonda esnafımız 720 günlük prim ödedikten sonra iflas durumlarında, kapatma durumlarında bu fondan istifade edebilecek, yatırdığı prim süresine göre 6 ay, 8 ay, 10 ay gibi geriye dönük alabilecek bir de miktar olarak da asgari ücretin yüzde 40’ından az olmayacak, yüzde 80’inden de fazla olmayacak. 711 lira ile bin 402 lira arasında o duruma düştüğünde bu fondan istifade edecek. Ödemeler 3 yıl sonra başlayacak veya 720 gün sonra. Biz 20 yıllık projeksiyonunu yaptığımızda hiç nemalandırmadığımız koşullarda 20 yıl sonra 60 milyon gibi bir açığı görünüyor ama nemalandırmayı yaptıığımızda fonun açığı görünmüyor bu da oran olarak yüzde 6’ık iflas durumunda ama şu anda bizim iflas hesaplamalarımıza geri dönüp baktığımızda yüzde 4’ler merkezli iflaslar. Yüzde 4 merkezli iflası göz önüne aldığımızda da fon nemalandırılmasa bile açığı olmuyor. Kapatma durumu, ben işimi kapattım bu kadar da prim ödemiş bu işi kapattığı için bu fondan bu süre zarfında bu orada devam edecek. Bu zor gün havuzu, temel faktör zora düşme ve kapatmadır” diye konuştu.

“MUHTEMELEN 30 MİLYON VATANDAŞ GİTTİĞİMİZDE REFERANDUMDA ‘EVET’ DİYECEK BUNLAR HEP HAİN Mİ OLACAK?”

Bakan Müezzinoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 9 Ocak Pazartesi günü başlayacak olan Anayasa değişikliği görüşmeleri ile ilgili "TBMM’de bu anayasaya evet oyu kullananlar varsa, onlar Türkiye ve Türkiye Cumhuriyet’ine ihanet ediyordur" sözlerine yönelik de şu değerlendirmelerde bulundu:

“Millete giden bir hadisesinin nasıl ihanet olduğunu söyleyebiliyor bir siyasetçi anlamakta zorlanıyorum. Neticede millete gidecek, evet veya hayır diyecek. 58 milyon seçmenin huzuruna götürülmek istenen bir Anayasa ‘evet’ dediğinde ihanet o zaman gittiğinde de bütün ‘evet’ diyenler hain mi olacak böyle bir mantıkla siyaset olur mu? Demokraside en güçlü duruş millete gitmektir, milletten icazet almaktır, milletten destek almaktır, milletlin görüşünü almaktır ama onlar hep alışmışlar arka bahçeleri vardı daha önce Anayasada 657 olmadan Cumhurbaşkanı seçemezsin hadi Anayasa Mahkemesi’ne gidelim, orada da fotokopi gibi kararlar. 411 milletvekili başörtüsü yasağı üniversitelerde kalksın kaosa kalkan 411 el hadi Anayasa Mahkemesi’ne gidelim oradan onu yasaklayalım sonra da utanmadan sıkılmadan bu ülkede başörtüsü sorununu biz çözdük diyelim. İhanet kelimesinin siyasetçinin ağzına yakışan bir tarzı olabilir mi ya? Muhtemelen 30 milyon vatandaş gittiğimizde referandumda ‘evet’ diyecek bunlar hep hain mi olacak?”

Son Güncelleme: 07.01.2017 13:25
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211

banner196

sanalbasin.com üyesidir