Ocu Şucu Bucu Düzeni Çöküyor

Haber24, Nefes Gazetesi ve Haber41'in Genel Yayın Yönetmeni, radyo ve televizyon programcısı olan Uğur Gencer'in köşe yazısı. "Ocu Şucu Bucu Düzeni Çöküyor"

Ocular, bucular, şucular… Oncular, buncular, şuncular… Tarafçılar, çıkarcılar, menfaatçiler… Hep aynı hikâye: birileri kendi küçük iktidar alanlarını kurar, diğerleri onların gölgesinde yaşar. Toplumun sırtına yüklenen bu hizipçilik, aslında modern köleliktir. Kula kulluk edenlere yazıklar olsun!

Bugün siyasetten sokağa, iş dünyasından medyaya kadar her yerde “bizden misin, onlardan mı” sorusu soruluyor. İnsanlar fikirleriyle değil, aidiyetleriyle ölçülüyor. Bu da düşünceyi öldürüyor, liyakati yok ediyor. Tarafçılık bir virüs gibi yayılıyor; menfaatçiler ise bu virüsü besleyen en büyük taşıyıcılar.

Mesele kimden yana olduğun değil, neyi savunduğundur. Mesele hangi gruba ait olduğun değil, hangi değerleri yaşattığındır. Çünkü hakikatin tarafı olmaz; hakikat tek başına ayakta durur. Minareyi çalan kılıfını hazırlar misali… Menfaatçiler ise hakikati eğip bükerek kendi çıkarlarına uydurur.

Toplumun kurtuluşu, hiziplerin değil, ilkelerin yanında durmaktan geçer. “Şucu, bucu” diye ayrıştıranlara karşı en güçlü cevap, “Ben hakikatin yanındayım” diyebilmektir. Çünkü kula kulluk eden, aslında kendi özgürlüğünü mezara gömer.

Herkes kendi “cu-cı”sını büyütürken, ortak değerler küçülüyor. İnsanlar artık fikirleri değil, etiketleri tartışıyor. Bu, toplumun en büyük yanılgılarından biri: kimliklerin fikirlerin önüne geçmesi.

Bugün sokakta, mecliste, sosyal medyada gördüğümüz şey aslında bir etiket savaşı. Ocular, bucular, şucular… Oncular, buncular, şuncular… Her biri kendi küçük evrenini kuruyor ama bu evrenler birleşip ortak bir gökyüzü yaratamıyor.

Ve en acısı: bu etiketler sadece ortak aklı değil, inançları da öldürüyor. Çünkü inanç, saf bir değerler bütünü iken; tarafçılık onu bir grubun sloganına indiriyor. İnanç, vicdanın sesi olmaktan çıkıp kimliklerin bayrağına dönüşüyor.

“Bu ülke, arkasına sığınanlardan bıktı. Hep bir ‘abi’nin, bir ‘lider’in, bir ‘grup’un, bir cemaatin gölgesinde duranlardan… Cesaretini kendi aklından değil, başkasının otoritesinden alanlardan. Oysa özgür birey olmak, başkasının şemsiyesi altında değil, kendi değerlerinin güneşi altında yürümektir.”

Bugün köşeme hem bir aforizmayı bırakıyorum, hem de sözler bırakıyorum:

“Başkasının gölgesine sığınan, kendi ışığını kaybeder.”

“Terlemeden zengin olayım zihniyeti var oldukça; ne Allah ile arasına post cihazı kurduranlar biter, ne de başı öne eğilenler. Eskiden takke düşünce kel görünürdü, şimdi takke düşünce servet görünüyor.”

“Rüzgârlara kapılıp dağlara sırtını verdiğini düşünenler… Aldığın nefes bile emanetken, kimse kendi kendine fantezi yapmasın; kimse kendisini devletin gücünün üzerinde görmesin. Bugün dik gördüğün, gün gelir virgül olur. Devlet 18 yaşında…”

Uğur Gencer

Kalın sağlıcakla ve özgürce.