Bakan Bozdağ: "Onlar yalanın şahını söylüyorlar”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “HSYK yargıyı iktidarın emrine veriyor diyenler yalanın şahını söylüyorlar. Ayıptır, günahtır. Böyle bir çarpıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Anayasa metni ortada. Yarın Resmi Gazete’de yayınlanacak. Herkes bunu görecektir” dedi. 

Bakan Bozdağ: "Onlar yalanın şahını söylüyorlar”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “HSYK yargıyı iktidarın emrine veriyor diyenler yalanın şahını söylüyorlar. Ayıptır, günahtır. Böyle bir çarpıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Anayasa metni ortada. Yarın Resmi Gazete’de yayınlanacak. Herkes bunu görecektir” dedi. 

10 Şubat 2017 Cuma 19:06
Bakan Bozdağ: "Onlar yalanın şahını söylüyorlar”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “HSYK yargıyı iktidarın emrine veriyor diyenler yalanın şahını söylüyorlar. Ayıptır, günahtır. Böyle bir çarpıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Anayasa metni ortada. Yarın Resmi Gazete’de yayınlanacak. Herkes bunu görecektir” dedi. 

Bakan Bekir Bozdağ Antalya Bölge İdare Mahkemesi’nde düzenlenen İstinaf Mahkemeleri Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Bakan Bozdağ, Türkiye’nin 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştireceği referandum kapsamında yargı alanında yapılan değişikleri anlattı. Anayasa değişikliğine ilişkin maddelerin TBMM’de kabul edildiğini aktaran Bakan Bozdağ, "Cumhurbaşkanımızın bugün onaylamasıyla da halk oylaması süreci başladı. Esasında bu değişiklik bir yandan çift başlı bir yürütmeyi ortadan kaldırıp, yasama ve yürütmeyi birbirinden tam ayrı, birbirine karşı tam bağımsız hale getirirken, yargı alanında da çok büyük bir tarihi adımı içermektedir. Yeni değişiklik, yargıda çift başlılığı ortadan kaldıracak” diye konuştu.

"Türk yargısı, Türk yürütmesi gibi çift başlı bir yapıdaydı” diyen Bakan Bozdağ, “Bildiğiniz gibi bir yanda askeri Yargıtay var, bir yanda Askeri Yüksek İdare Mahkemesi var. Bir yandan adli Yargıtay ve Danıştay var. Sanki Türkiye iki ayrı devlet, iki ayrı yargılama, iki ayrı yargılama usulü, iki ayrı mahkemesi olan bir ülke görünümünde. Askerler suç işlediğinde onları yargılayacak ceza mahkemeleri ayrı, onlara uygulanacak usul ayrı, siviller suç işlediğinde onları yargılayacak ceza mahkemeleri, onlara uygulanacak usül, bunun temyiz merci ayrı. İdari işlemler bakımından, asker kişilerin yaptığı idari işlemler Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne dava konusu yapılırken, diğer vatandaşlarımızın idari işlemlerden kaynaklı ihtilafları, idari yargı ve Danıştay yoluyla çözüme kavuşturuluyor. Usül ayrı, kural ayrı ama ülke tek, anayasa tek. Yargıya baktığınızda tek yargı yok” dedi. 

“YARGI BİRLİĞİNİ HAYATA GEÇİREN REFORM”

Anayasa değişikliğinin yargı birliğini hayata geçiren büyük bir reform olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ şöyle devam etti:

“Hukukta yargı birliğini sağlamak hukuk devletinin en önemli vasıflarından biridir. Bugüne kadar Türkiye’de yargı birliğini sağlamanın, yargıdaki bu hukuk devletine yakışmayan ayrışmayı ortadan kaldırmanın yolu herkes tarafından gösterilirdi. Bütün siyasi partilerin, ’Yargı birliği sağlanmalı, askeri yargı kalkmalı, Yargıtayda birleşmeli. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kalkmalı ve idari bütün itilaflar, idari yargıda ve Danıştayda birleşmeli’ derdi. Ancak bugüne kadar bunu hayata geçirmek imkanı olmadı. İşte bu değişiklik, Türkiye’de hukuk devletinin ayrılmaz niteliklerinden birisi olan yargı birliğini hayata geçiren büyük bir reformdur. İnsanlar arasında asker sivil ayrımı yapan buna göre hukuk oluşturan Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle de bağdaşmayan bir ayıbın Türk anayasasının içinden çıkarılmasıdır. Hukuk devletiyle bağdaşmayan bir uygulamanın ve düzenlemenin hukuk devletiyle uyumlu hale getirilmesidir. Yargı birliğini sağlamak, anayasanın eşitlik ilkesinin gereğini hayata geçirmek, hukuk devletinin gereğine riayet etmek hepimizin vazifesidir. Bu açıdan baktığımızda, bu değişiklik yargı alanında esasında çift başlılığa son veren, yargının birliğini, hukuk devleti ve anayasanın eşitlik ilkesine uygun bir şekilde temin ve tesis eden tarihi bir adımı atmaktadır. Bunu herkes takdir eder ama ben yargıda görev yapan hakim ve savcılarımızın yargıdaki bu ayrılığın ne anlama geldiğini herkesten daha iyi takdir edeceklerine yürekten inanıyorum."

Bu ayıbı ortadan kaldıran adımın son derece önemli ve tarihi bir adım olduğunun altını çizen Bozdağ, “Bir başka önemli reform da yargı yetkisini düzenleyen maddede yapıldı. Anayasanın yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce yerine getirilecek. Mahkemelerin bağımsızlığının tartışmasız olması hukuk devletinin olmazsa olmazıdır. Bağımsızlığın içinde tarafsızlık var mıdır? Olması lazım ama anayasada tarafsızlığın açıkça yazılmamış olması ve bunun bir anayasal dayanağının olmamış olması, bağımsızlığın içinde bu da vardır diye yorumla ona bir kıymet atfedilmesi Türkiye anayasasında yargı yetkisinin tarafsızlığı konusundaki tereddütleri ortadan kaldırmaya yetmez. Hukuk devleti bakımından bir güvenceyi de tam yansıtmaz. Halbuki hukuk devletinde, tarafsızlığı da bir hukuksal müessese olarak ayrı düzenlemek, bağımsızlığı da ayrı düzenlemek, ikisine de anayasamızın verdiği önemi göstermek bakımından son derece önemlidir. Bugün bu değişikliklerle beraber anayasamızda ilk defa Türk hukuk sistemi içerisinde yargı yetkisini kullanan mahkemelerin bağımsızlığının yanına tarafsızlığı da ilave edilmiş, anayasal dayanağı, anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Bu da hukuk devletini güçlendiren tarihi bir adımdır, çok önemli bir reformdur” dedi.

Bakan Bozdağ, yargıyla ilgili değişikliklerden birisinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) üyelerinin sayısı ve seçim usulü ve Yüksek Kurulun çalışmasında yapılan değişiklikler olduğunu söyledi. Bozdağ, "Hepimiz yaşadık, yargı alanında seçim usulüyle HSYK’nın üyelerinin belirlenmesi, belirlendikten sonra seçilen üyelerin görev yapması ve bunların aldıkları kararlar çok tartışmalara neden oldu. Seçim usulü gerçekten yargıda çok büyük ayrışmalara kutuplaşmalara, kamplaşmalara yol açtı. Hepimiz yaşadık, yargı alanında seçim usulüyle HSYK’nın üyelerinin belirlenmesi, belirlendikten sonra seçilen üyelerin, görev yapması ve bunların aldıkları kararlar çok tartışmalara neden oldu. Seçim usulü gerçekten yargıda çok büyük ayrışmalara kutuplaşmalara, kamplaşmalara yol açtı" ifadelerini kullandı. 

Bir seçim yaşandığını, arkasından ikinci seçimin yaşandığını hatırlatan Bozdağ, “HSYK’nın başkanı Adalet Bakanı olarak üçüncü bir seçimi yaşamamak için hep dua ettim. Üçüncü bir seçim yaşansaydı, Türk yargısının bu seçim sistemiyle HSYK tarafından yönetilmesinin nasıl bir noktaya taşıyacağını kimse kestiremeyecekti. O nedenle tarihi bir dönüşüm” dedi.

Seçimin iyi niyetle getirildiğine işaret eden Bozdağ, hakimlerin, savcıların kendileri hakkında her türlü kararı verecek Yüksek Kurulun üyelerini seçme hakkına kavuşmuş olmasının gerçekten demokratik meşruiyet bakımından önemli bir reform olduğunu anlattı. "Ama geçen zaman içinde seçimin yapılması ve seçim sırasında meydana gelen olaylar, daha sonra yaşanan gerçeklikler, Türkiye’nin buradaki demokratik meşruiyeti koruyarak, ama başka bir demokratik meşruiyet üzerinden bu meseleyi çözüme kavuşturmasını zorunlu kılmıştır" diyen Bozdağ, bu değişikliğin HSYK üyelerinin belirlenmesinde seçimi kaldırdığını söyledi. Bu açıdan yargı mensuplarının buna çok büyük destek verdiğine dikkati çeken Bozdağ, şunları kaydetti:

"Çünkü onlar bu seçim usulünün acısını en yakın yaşayan hissede insanlardır. Seçim kalktı peki, nasıl olacak bundan sonra seçim. İki türlü olacak. Birisi Sayın Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyeler. Dört üye, cumhurbaşkanı tarafından seçilecek. Üçü adli yargıdan, birisi idari yargıdan seçilecek. Geri kalan üyelerden 7’si TBMM tarafından seçilecek. Bunun üçü avukatlar ve yüksek öğretim üyeleri arasından, üçü Yargıtay üyeleri arasından, biri de Danıştay üyeleri arasından seçilecek. TBMM seçecek. Bunun demokratik meşruiyeti halkta. Çünkü cumhurbaşkanını halk seçecek, yüzde 51 ile en az. Dolayısıyla halkın verdiği yetkiyle bunu cumhurbaşkanı seçmiş olacaktır. Demokratik meşruiyet burada var mı, var. Öte yandan TBMM yine halkın hür iradesiyle seçilecek. Orada da demokratik meşruiyet var. Milletir temsilcileri bu seçimi yapacak. Cumhurbaşkanı mevcut 22 üyeli HSYK’nın da bugün dört üyesini seçiyor. Mevcut düzenlemede de dört üyesini seçiyor. Dolayısıyla cumhurbaşkanın verilen seçim yetkisi yeni bir yetki değildir, önceki yetkiden kapsamı geniş bir yetki de değil. Dün neyse cumhurbaşkanın seçimi, bugün de o. Dün kaç üye seçiyorsa bugün de o kadar üye seçiyor. Burada bir değişiklik yok. Değişiklik nerede, hakimler ve savcılarımızın Yargıtay, Danıştay üyelerimizin kendi aralarından seçmeye son verilip, bunun yerine TBMM üyelerinin seçimidir. Burada da çok büyük bir yanlış anlaşılma var. Şu söyleniyor, iktidar grubu çoğunlukta, cumhurbaşkanı dördünü oradan atayacak, Mecliste de çoğunluğu var, kalanı da oradan seçecek. HSYK üyelerinin tamamı cumhurbaşkanının söylediği kişilerden olacak. Aynen bu söyleniyor. Bunu söyleyenler yalan söylüyorlar. Çok net yalan söylüyorlar. Neden, anayasa değişiklik teklifini ya okumamışlar ya okuyup anlamamışlar. Ya da okumuşlar anlamışlar ama milleti aldatmak için bunu söylüyorlar. Bunun başka izahı yok. TBMM seçeceği üyeleri 3’te 2 oy çokluğuyla seçme zorunluluğu var. Parlamento 600 kişiden oluşuyor 3’te 2’si 400 kişi. Anayasa değişiklik oranı da 400 kişi. Anayasayı yeniden yapmak istediğinizde 400 kişiyi bulursanız, anayasayı baştan sona yeniden yazabiliyorsunuz. Anayasayı değiştiren bir çoğunlukla seçme zorunluluğu getiriyoruz. Hem komisyonda aynı çoğunluğu alıyor hem de Genel Kurulda 3’te 2 çoğunluğu alıyor. Bu da tek bir parti, tek başına herhangi bir üyeyi seçme hak ve yetkisine sahip değildir” diye konuştu.

“YARGI İKTİDARIN ELİNE GEÇİYOR ELEŞTİRİSİ"

Bakan Bozdağ şöyle devam etti:

“Seçimden sonra 40 gün içinde HSYK üyeleri seçilecek. AK Parti’nin 316 milletvekili var. Anlaştık onun kaç milletvekili var 40 topla 356. Peki seçilebiliyor mu komisyondan üyeler , seçilemiyor. Kiminle anlaşmak lazım CHP ile anlaşmak lazım. Parlamentodan şuan için en az üç parti anlaşmadan HSYK üyelerinin seçimi mümkün değil. Nasıl olacak iktidar partisi HSYK’nın kalan 7 üyesini kendi istediklerinden dizayn edecek, mümkün mü ? Değil. Bir parti ile anlaştı. Bunu da yapamaz. Sadece CHP ile anlaşırsa ancak 367’yi bulabilir. Diğer partilerle anlaşırsa bunu bulma şansı yok. O zaman bu neti gerektirecek, uzlaşmayı gerektirecek. Bir araya gelecekler, uzlaşacaklar, öyle seçecekler. Uzlaşamadı, o zaman kura çekimi yapılacak. Bu mu daha teminatlı, yoksa mevcut anayasada şuanda uyguladığımız şey mi daha teminatlı. 367 çoğunluğu aramak kötü bir şeyi mi? Yargı iktidarın eline geçiyor, nasıl geçiyor birinin bunu izah etmesi gerekir. Türkiye’de şuan iktidarın çoğunluğu 316, yeni dönemde parlamentonun sayısı 600’e çıktığı için anayasa değişiklik çoğunluğu 600 olacak. 400 vekili bir partinin çıkarması kolay mıdır. Bugüne kadar hiçbir parti anayasayı tek başına değiştirme çoğunluğunu tek parti dönemi hariç elde etmemiş. Bundan sonra elde şansı matematiksel olarak elde etme oranı var. Gerçekleşme ihtimali çok düşük. Onun için bu düzenleme yargının bir partinin istediği kişilerden oluşan kurul tarafından yönetilmesinin engellenmesinin sigortasıdır. Uzlaşırlar, anlaşırlarsa beraber seçebilirler.”

"TARİHİ ADIM"

HSYK konusunda anlaşma sağlanamazsa kura uygulamasına gidileceğini belirten Bakan Bozdağ, “Kimin lehine, kimin aleyhine kimse bilmez. Orada liyakat aranıyor. Herkes aday olamıyor, belirli niteliklere sahip kişiler aday olabiliyor. HSYK’ya üye seçilebilme ehliyetine sahip kişiler aday olabiliyor. Bunlar arasından kura çekilecek. Bundan daha objektif bir yol varsa birisi söylesin beraber yapalım o yolu. Yok öyle bir yol. Bu düzenleme üzerinden yeni HSYK yargıyı iktidarın emrine veriyor diyenler yalanın şahını söylüyorlar. Ayıptır, günahtır. Böyle bir çarpıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Anayasa metni ortada. Yarın resmi gazetede yayınlanacak. Herkes bunu görecektir. Anayasa Mahkemesine üye seçme konusunda, bu anayasa değişikliği içerisinde hiçbir düzenleme yoktur. Yargıtaya cumhurbaşkanının üye seçme yetkisi zaten yok. Danıştaya üye seçme konusunda bir değişiklik şuanda yok. Ama öyle bir şey yapılıyor ki ‘Bütün yargıyı cumhurbaşkanı dizayn ediyor’ diye haberler yapılıyor. Esasında yargı alanında bu anayasa değişikliği ile yapılanlar, hukuk devletinin güçlendirilmesi bakımından anayasanın eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi bakımından son derece önemli tarihi adımlardır. HSYK ile yapılan düzenleme ise yargının iktidar partisi, ana muhalefet partisi diğer parti, kilit veya grubun eline geçmesini önleyecek teminatlara sahiptir. Çok önemli bir sigortadır. Bundan sonra yargıyı birileri gözüne kestirip “Bizim adamları yerleştirelim şöyle böyle yön veririz” ihtimalini ortadan kaldıracaktır. Esas teminat buranın içinde getirilmektedir, korunmaktadır. Konmaktadır” dedi. 

"CUMHURBAŞKANINA YARGI YOLU"

Bu düzenlemelerin hukuk devletini güçlendiren önemli düzenlemeler olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, “Cumhurbaşkanının resmen imzaladığı işler, emir ve kararlara karşı yargı yolu kapalı. Cumhurbaşkanı, Türkiye’de ne kadar emir imzalıyor bilen var mı? Ne kadar karar imzalayan bilen var mı. Muhtevasını bilen var mı? Yargı denetimi var mı, yok? Başka bir denetimi var mı yok. Ama bu düzenleme diyor ki, cumhurbaşkanının resmen imzaladığı emir ve kararlara karşı yargı yolu açık. İmzaladığı ne kadar emir varsa, karar varsa yargının denetimine açık olacak. Hukuk devletini güçlendirir mi bu. Cumhurbaşkanının tek başına imzaladığı işlemlere karşı da yargı yolu kapalıdır. Hangi işlemleri tek başına yapar, bunun bilgisi bile tam değil. Buna karşı da yargı yolu kapalı. Şimdi ne diyor, cumhurbaşkanı tek başına tek başına yaptığı bütün işlemlere karşı yargı yolu sonuna kadar açılmaktadır. Hukuk devletini, yargı denetimini güçlendiriyor mu? Önemli bir tarihi adım atılıyor. Bugün Türkiye’de cumhurbaşkanın bir sorumluluğu yoktur. Hesap verebilirliği, hesap soracak makamda yoktur. Mecliste hesap soramaz, yargıda hesap soramaz. Yanılıyorsam bana söyleyin” dedi.

"CUMHURBAŞKANINA HESAP VERMEYİ GETİRİYORUZ"

Cumhurbaşkanının sadece vatana ihanetten dolayı TBMM üye tam sayısının 4’te 3’ünün kararıyla suçlandırılabileceğini kaydeden Bakan Bozdağ, “Yani bugün itibariyle 413 milletvekilinin kararıyla suçlandırılabilir. Peki onun dışındaki suçlardan suçlandırılabilir mi, hayır. Anayasacılar bazı cezacılar tartışıyor ama onlar fantezi tartışması. Anayasa çok açık, bunun dışında hiçbir isnatla cumhurbaşkanı suçlanamaz, sorumlu tutulamaz. Cumhurbaşkanının siyasi sorumluluğu var mı yok. Diyor ki cumhurbaşkanı tek başına yaptığı işlemlerde başbakan ve ilgili bakanın imzası olur, sorumlulukta onlarda olur. Her şeyin altına imza atıyor, sorumlusu ben oluyorum başkası oluyor. Cumhurbaşkanı olmuyor. Hesap sorulamıyor, hesap vermiyor. Şimdi ne yapıyoruz, hesap vermeyi getiriyoruz. Hesap veren, hesap sorulan bir cumhurbaşkanı getiriyoruz. Siyasi sorumluluğu anayasaya konuluyor. Hukuk devletini güçlendiriyor. Kim yapacak siyasi hesap sormayı değil halk yapacak. Hem partisine vekil seçerken siyasi hesap sorma yapacak, hem cumhurbaşkanı hem de belediye başkanlarını seçerken siyasi hesap sorma yapacak. Siyasi denetimi yasama denetimi adıyla TBMM yapacak. Şu anda TBMM grup önerileri getirme, gündem dışı konuşma, genel görüşme açtırma,meclis araştırması, Meclis soruşturması ve soru yöntemleriyle cumhurbaşkanının siyasi denetimini yapacak, siyasi hesabını soracak. Oradan da ayrı bir yasama denetimi siyasi denetimi olacak. Siyasi sorumluluk ilk defa getiriliyor. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu bütün suçları kapsayacak şekilde netleştiriliyor. İşlediği iddia edilen bütün suçlardan dolayı cumhurbaşkanı suçlandırılabilir kuralı ilk defa anayasaya konuluyor. Yüce Divana sevk edilmesi konusunda karar hesabı 550 vekilken 413, vekil sayısı 600’e çıktığı zaman 400 olarak tespit ediliyor. Yüce Divana sevk kolaylaşıyor. Yüce Divan içinde 3 ay içinde karar verme durumunda. Böylesi bir başka denetimi anayasamız içermektedir. Buda hukuk devletini güçlendiren önemli reformlardır”dedi.

Son Güncelleme: 10.02.2017 22:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.