Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanlığı, Prof. Dr. Mehmet Tayfun Amman’ı doğum gününde saygı, rahmet ve minnetle andı.
Bölüm yönetimi tarafından yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:
“Türk sosyolojisine ve bölümümüze kattığı eşsiz değerlerle hafızalarımızda müstesna bir yer edinen değerli hocamız Prof. Dr. Mehmet Tayfun Amman’ı doğum gününde saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
Bilgeliği, samimiyeti ve tebessümü her zaman bizlerle…”1962 yılında Manisa’da doğan ve 5 Mart 2026’da aramızdan ayrılan Prof. Dr. Amman, on iki yıl boyunca Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde görev yaptı.
Akademiye alışılmadık bir yoldan gelen Amman, Bursa Işıklar Askerî Lisesi ve GATA’nın ardından 1987’de hekim oldu, üç yıl askerî tabip olarak çalıştıktan sonra istifa ederek sosyolojiye yöneldi.
1991’de İstanbul Üniversitesi’nde başladığı doktora çalışmasını Fransız sosyolojisi üzerine yaptı ve Pierre Bourdieu’yü Türk akademisine tanıtan ilk isimlerden biri oldu. “Tıp zor sanılan kolay, sosyoloji ise kolay sanılan zor bir alandır” sözleriyle öğrencilerine sosyolojinin derinliğini anlatırdı.
Akademik hayatının uzun yıllarını Marmara Üniversitesi’nde geçiren Amman, Dumlupınar ve Arel Üniversiteleri’nde sosyoloji bölümlerini kurdu. Yüzlerce öğrenci yetiştirdi, çok sayıda teze danışmanlık yaptı. Spor sosyolojisinden kültür, aile, din ve medeniyet araştırmalarına kadar geniş bir alanda kaleme aldığı eserleriyle fikir dünyamızı aydınlatmaya devam ediyor.
Derslerinde slayt kullanmaz, kitaba bakmazdı; sınıfta dolaşır, öğrencilerinin gözlerinin içine bakarak konuşur, araya şiirler katardı. “Bildiklerimin hocası, bilmediklerimin talebesi olarak yaşıyorum” derdi. Eleştirel düşüncenin önemini vurgulayarak, “Sosyoloji her şeyden önce eleştirel bir düşüncedir. Sorgulamadığımızı eleştiremeyiz, eleştiremediğimizi geliştiremeyiz” sözleriyle öğrencilerine yol gösterirdi.
Mütevazı kişiliği, şefkati ve yönlendirmeleriyle öğrencilerinin hayatında derin izler bırakan Amman, Geyve’deki bahçeli evinde kitaplarıyla sade bir yaşam sürdürdü. Son dersini, “Öyle bir ömür geçir ki, öleceğin vakit sen gül, herkes ağlasın” sözleriyle bitirmişti.Öyle bir ömür geçirdiniz hocam…
Açtığınız yolda yürümeye devam edeceğiz. Ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun.