BAĞKUR TESCİL MAĞDURİYETİNİ ANLATAN ESNAFLAR SORUNLARINI ŞÖYLE ÖZETLİYOR                                                     

Esnaf ve sanatkârlar, vergiye tabi olma, işyeri ruhsatı, şirket ortaklığı ve esnaf sicil kaydı gibi resmi kayıtlara sahip olmalarına rağmen, 1479 sayılı kanun gereği zorunlu Bağ-Kur'lu olmaları gerektiği halde bu sosyal güvenceye ulaşamayan bir mağduriyetle karşı karşıyalar.

banner279
18 Kasım 2023 Cumartesi 16:21
BAĞKUR TESCİL MAĞDURİYETİNİ ANLATAN ESNAFLAR SORUNLARINI ŞÖYLE ÖZETLİYOR                                                     

Esnaf ve sanatkârlar, vergiye tabi olma, işyeri ruhsatı, şirket ortaklığı ve esnaf sicil kaydı gibi resmi kayıtlara sahip olmalarına rağmen, 1479 sayılı kanun gereği zorunlu Bağ-Kur'lu olmaları gerektiği halde bu sosyal güvenceye ulaşamayan bir mağduriyetle karşı karşıyalar.
Sosyal Güvence ve TESCİL Sorunu
Çalışma hayatına adım atan esnaf ve sanatkârlar, resmi kayıtlarını tamamlamalarına rağmen sosyal güvence altına alınamamış durumda. 1479 sayılı kanun gereği Bağ-Kur zorunluluğu, birçok esnaf için gerçekleşmemiş ve bu durum sosyal güvence eksikliğiyle sonuçlanmıştır.
Hizmet Yıllarının Sosyal Güvence Altına Alınamaması
Çalışma hayatlarını sürdürürken hizmet yıllarını sosyal güvence altına alamayan esnaf ve sanatkârlar, zorunlu Bağ-Kur'a rağmen bu hakka ulaşamamanın mağduriyetini yaşamaktadır.
Siyasi İlgiler ve Yasal Çabalar
Bu konuda TBMM'de yapılan önergelerin reddedilmesi ve siyasi girişimlerin sonuçsuz kalması, esnaf ve sanatkarların sosyal güvence eksikliğine dikkat çekmektedir.
Mağduriyetin Boyutları ve Çözüm Arayışı
Esnaf ve sanatkârlar, yıllardır süregelen bu sorunun çözümü için çeşitli meslek odalarına, dernek başkanlarına ve siyasi aktörlere başvurarak mağduriyetlerini dile getirmişlerdir. Ancak, sosyal güvence eksikliği halen devam etmektedir.
Bağkur TESCİL Mağdurları: Devletin Sessizliği ve Esnafın Mücadelesi
Esnaf ve sanatkârlar, uzun yıllardır sosyal güvence eksikliğiyle mücadele ediyor. Her seferinde dile getirilen mağduriyetler, iktidarın duyarsızlığı ve reddedilen önergelerle sonuçlanıyor. EYT yasası vaatleriyle umutlanan Bağkur TESCİL mağduru esnaflar, geçmiş yıllarını ödemek adına banka kredileri, varlık yokluk mücadelesi vererek elde ettikleri paraları bu borçları ödemek için harcadılar. 1994'te yaşanan devlet krizlerinin ardından başlatılan çalışmalarla, özellikle Yaşar Okuyan’ın bakanlığı döneminde 1479 sayılı kanunla yasalaştırılarak, haklarının önü kesilen esnaf; 10.04.2000 tarihinde 1479/18 çıkarılan geçici yasayla tamamen mağdur oldu. 1479 sayılı kanun gereği, kurumun kendiliğinden oluşturması gereken, BAĞ-KUR TESCİL KAYDI yapılmamış olup, bunun faturasını da yıllarca emek vermiş, vergisini o yılların son derece zor ekonomik koşullara rağmen DEVLETİNE kuruşu kuruşuna ödeyen, esnafa kesilmiştir.
Oysa çalışma hayatın da bir gün dahi hizmeti olan vatandaşın, SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNE dahil edilmemesi kanun nezdinde suç kabul edilirken, esnaflık yaptığı vergi kaydıyla, esnaf sicil kaydıyla kesinleşmiş olan vatandaş için aynı uygulama söz konusu olmamıştır. 1479 sayılı yasaya göre kazanılmış olan BAĞ-KUR lu olma hakkı, eklenen geçici maddeyle ve DEVLET eliyle iptal edilmiştir. Bu olumsuz gelişmeler KAMUOYU VİCDANINDA endişe ve korkular yaratırken, esnaflık yapmış yada yapmakta olan vatandaşın da güven duygusunu sarsmış ve sosyal güvenlik şemsiyesinin dışına itildiği için kendini son derece kırgın ve mazlum hissetmesine sebep olmuştur.
04.10.2000 yılından önce vergi ve oda kaydı olan her esnafın 1479 sayılı yasaya göre zaman sınırlaması şartı olmadan primini yatırmasa bile BAĞ-KUR lu olma hakkı her durum da sabitti. Bu tarihte çıkan yasa geriye doğru işletilerek KURUMUN RE'SEN yapması gereken BAĞ-KUR kaydımızı yapmayıp, mağdurlara herhangi bir bildiri yapmadan 6 aylık süre içerisinde yazılı müracaata ve primlerimizin tamamını ödeme şartına bağlamıştır. 6 aylık sürede müracaat etmeyenler, hizmet yılları 15 yılı bile bulsa  BAĞ-KUR kayıtları silinerek TESCİL hakkı iptal edilmiştir
2000 ve 2008 yıllarından önce esnaflık yapmış BAĞ-KUR TESCİL MAĞDURU vatandaşın en büyük talebi Anayasal hakkı olan SOSYAL GÜVENLİK yani BAĞ-KUR lu olma hakkının kendisine ivedilikle iade edilmesidir. Bu hakkını alırken de DEVLETİNE hiç bir şekilde maddi yük olmadan kendi KAYNAĞINI kendisi oluşturarak, geriye dönük borçlanma hakkının iadesiyle HAZİNEYE sağlayacağı MİLYARLARCA ₺ faizsiz gelirle   DEVLETE kaynak sağlayacaktır. Hem DEVLET kazanacak hem de 100 binlerce mağdur edilmiş vatandaş mahrum bırakıldığı SOSYAL GÜVENLİK hakkına kavuşmuş olacaktır.
Bizler af ya da bağış istemiyoruz. Yasanın yürürlük tarihinde esnaflık yaptığımız için; 1479 sayılı kanunda 24.25.26. maddelerinde açıkça belirtildiği gibi 1982-2000 tarihleri arasında sigortalılık koşullarının gereği haklardan yararlanmak isteyen vatandaşın kendi koşullarına göre başvuru yapmasının önü açılmalıdır.
Talebimiz;
Gerek 2003 yılında çıkarılan geçici 18. Ek maddenin, gerekse 2008 sonrası Bağ-Kur kaydını başvuru ile yapabilenlerin çalışma Bağ-Kur başlangıç tarihini belirleyen maddelerin kaldırılmasını talep ediyoruz. 1479 sayılı kanunun, bağ-kurlu sayılanlar olarak açıkça tarif ettiği 24., 25. ve 26. maddelerinin gereği olarak sosyal güvenlik haklarımıza kavuşabilmektir. Devletin resmî kurumları olan vergi dairelerinde işyeri açarak, vergi ödediğimiz, ticari faaliyetlerimize istinaden meslek odalarına, belediyelere harç ve aidat ödediğimiz, noterler üzerinden defter tasdiklerini yaptığımız kayıtlıdır.
1982-2008 yılları arasındaki çalışma yıllarımıza ait ilgili tarihlerde yürürlükte bulunan kanunların işletilerek sosyal güvenlik haklar geri almak istiyoruz. Mağduriyetlerini anlatan bir kitapçık dahi yazan esnaflar, bu kitapçığı TBMM'ye ve tüm parti milletvekillerine gönderdiler. Üye oldukları meslek odalarına ve il dernek başkanlarına mektup yazarak mağduriyetlerini hatırlattılar. Esnaf, bu durumun yasallaşması için çağrıda bulunurken, yaşları 55-70 arasında değişen esnafların haklarının iadesiyle geçmiş yılları SGK'ya ödeyeceklerini, devletin kendi kaynağını oluşturarak Hazine'ye milyarlarca gelir sağlayacağını dile getirdi. Bu adımın devlete kazanç sağlarken mağduriyet yaşayan vatandaşların sosyal güvenlik haklarına kavuşmasını sağlayacağını vurgulalar.
Bağ-Kur TESCİL Mağdurları: Hakların Çiğnenmesi ve Adaletsizlik
1479 sayılı kanun gereği, Bağ-Kur TESCİL kaydı oluşturulması gereken esnafın yıllarca emek verip vergilerini ödemesine rağmen, kurumun kayıtları yapmadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Bu ihmalkârlık, esnafın sırtına ağır bir yük olarak binmiş durumda.
Eşit Haklar ve Adalet İstiyoruz
Bizler af ya da bağış talep etmiyoruz. Yasada belirtildiği gibi, 1982-2000 arasında esnaflık yapanların haklarından yararlanabilmesi için başvuru yapma hakkı tanınmalıdır. 5510 sayılı kanunun sürdürülemez olduğunu belirterek adalet ve eşit haklar istiyoruz.
Sosyal Güvenlik Sistemi ve Sorunları
Sosyal güvenlik sistemindeki en büyük sorun, kapsamının yetersiz olmasıdır. Sistemin toplumun her kesimine eşit şekilde hizmet verememesi ve yoksulluğu azaltmak konusundaki yetersizliği büyük endişe kaynağıdır. Ülkemizde evrensel bir sosyal güvenlik ağı oluşturulamamış ve farklı kesimler arasında hak ve yükümlülüklerde ciddi farklılıklar bulunmaktadır.
Eşitsizlik ve Mağduriyet
Bağ-Kur kapsamındaki kişilere uygulanan farklı yasalar, eşitlik ilkesine aykırıdır ve Bağkur TESCİL mağdurlarının hakları, çıkarılan geçici yasa maddeleriyle ellerinden alınmıştır.
Sosyal Güvenlik Reformları ve Eksiklikler
1996'da hazırlanan Sosyal Güvenlik Reform Raporu ve 4447 sayılı yasa ile başlatılan reform süreci, esnafın TESCİL sorunlarını çözme konusunda yetersiz kalmıştır. 4947 sayılı Kanun da Bağkur esnafının TESCİL sorunlarına çözüm getirememiştir.
2003'ten Günümüze Sosyal Güvenlik Reformları ve Bağ-Kur TESCİLi
Dünya Bankası ve IMF tarafından önerilen yapısal reformlar çerçevesinde 2004 yılında hazırlanan Beyaz Kitap, sosyal güvenlik sistemini ele almış, ancak Bağ-Kur TESCİL sorununa çözüm getirilmemiştir. 2006'da yasalaşan 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu da bu çözümü sağlayamamıştır.
5510 ve 5754 Sayılı Kanunlar: Düzenlemeler ve Etkileri
Ülkemizdeki sosyal güvenlik reform sürecinin bir parçası olan 5510 ve 5754 sayılı kanunlar, IMF ile yapılan anlaşmaların koşullarından biri olarak hayata geçirilmiştir. Ancak bu düzenlemelerde de Bağ-Kur TESCİL sorununa çözüm bulunmamış, mağduriyetler devam etmiştir.
Emeklilik Yaşlarında Değişiklikler ve Etkileri
5754 sayılı kanunun en dikkat çeken değişikliklerinden biri emeklilik yaşlarının yeniden belirlenmesidir. Ancak geçmişe dönük çözüm üretmeden yapılan bu değişiklikler, Bağ-Kur TESCİL mağdurları gibi kesimleri hak kaybına uğratmıştır. Geleceği kapsayan düzenlemeler, mevcut mağduriyetleri gidermede yetersiz kalmıştır.
Sonuç: Mağduriyetlerin Çözümü İçin Adil ve Kapsayıcı Bir Yaklaşım Gerekiyor
Bağ-Kur TESCİL mağdurları, yıllardır süregelen bir sorunla karşı karşıya. Sosyal güvenlik reformları yapıldı, yasalar değişti; ancak bu değişimler mağduriyetleri gidermekten uzak. Dönemin koşullarında yaşanan belirsizlikler ve yasal düzenlemeler, eski Bağ-Kur esnafını hak kaybına uğrattı. Yapılan değişiklikler geleceği kapsıyor gibi görünse de geçmişe dönük adil bir çözüm üretilmedi. Mağdur olan esnafın yaşadığı hak kaybı ve sosyal güvence eksikliği hala çözüm bekliyor. Bu noktada, devletin adil ve kapsayıcı bir yaklaşımla, geçmişte yaşanan haksızlıkları gidermesi ve sosyal güvence açığını kapatması önemli. Geleceği güvence altına alırken, geçmişin adaletsizliğini onarma adına adımlar atılmalı. Bu, sosyal güvenlik sistemimizin sürdürülebilirliği ve vatandaşların güven duygusunun sağlanması açısından kritik bir adım olacaktır.

 

Son Güncelleme: 18.11.2023 16:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner287