ÖZEL HABER

10 yıl önce: 15 Temmuz 2016 gecesi kripto vatan haini terör örgütü FETÖ teröristlerin hain kalkışmasının darbe girişiminden saatler öncesinde 34 kahraman Türk vatandaşımızın şehit olduğu “15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde” o geceyi 2004 yılından itibaren adeta “Tek Başına Bir Ordu Gibi FETÖ ile Mücadele Etmiş kamuoyunda Efsane olarak tanınan Gazeteci ve Yazar Hüseyin ADALAN tekrar anlattı.

10 yıl önce ki: 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde yılların Gazetecisi olarak 26 Haziran 2016 tarihine kadar Suriye’de zalim Diktatör Esed rejiminin Türkmendağı bölgesinde ki Türk soydaşlarımıza uyguladığı zulüm, katliam ve işkencelerini belgeleriyle kanıtlayıp tüm dünyaya duyurmak için savaş muhabirliği yaptım.

Suriye’de ki Türk soydaşlarımız Türkmenlerin vatanı Türkmendağı bölgesinde ki “AğcaBucak, BayırBucak, Yamadiye, Hacer ve Kerkük şehirlerinde “Savaş Muhabiri” olarak görevliydim.

Özellikle Savaş bölgesinde bir savaş muhabirinin moral ve motivasyona en çok ihtiyaç duyduğum zamanlarda ortalama maximum iki ayda bir kısa bir süreliğine; yıllardır ulusal bir düzeyde kurumsal ana akım basın ve medya kuruluşlarında Gazeteci ve yazar olduğumdan gazeteci ve yazar meslektaşlarımla birlikte dinlenme amaçlı vakit geçirdiğim ve en çok tercih ettiğim düzenli periyotlarla Suriye’nin Türkmendağı bölgesinin sınırında Yayladağı ilçesinden Hatay - Antakya’ya kara yoluyla bir seyahat firmasından 15 Temmuz darbesinden yaklaşık iki - üç hafta yani 20 gün öncesinden o dönemde bahisle ilk erken ve hızlı tek taraflı bir kararla İstanbul’a gittim.

Öncelikle bana göre İstanbul’un da merkezi konumunda sayılan Gazi Osman Paşa semti en çok tercih ettiğim semtlerden biri olmasıyla ulusal basında usta ve duayen Gazeteci ve yazar meslektaşlarıma sürpriz yapmak için hiçbirine haber vermeden sessizce akşam geç saatlerde semtin merkezinde bir otele geçtim.

Suriye’nin ünlü zalim Diktatörü Esed rejiminin birçok insanlık dışı uluslarası evrensel suçlarını kapsamlı ve geniş çaplı arşivlemiştim.

Sabah olduğunda bahisle meslektaşlarımla sırasıyla ve saatinde yavaşça bir arada toplanıp buluşmaya başladık.

Bölgesel ve ulusal gelişmeler hakkında kritik ve analitik bilgilendirmelerle gündemi özgün bir biçimde değerlendirmeler yaptık.

İkinci gün üçüncü gün derken bir taraftan da bir - iki hafta dinlenmek meslektaşlarımla ve dostlarımla güzel bir zaman geçirdim.

15 Temmuz darbe girişimine çok az bir süre - üç dört gün kadar yine tek taraflı bireysel ve hızlı bir kararla Ankara’ya acil gitmek için hiçbir meslektaşlarıma ve dostlarıma bu özel bir durumdan kaynaklı haber vermeden İstanbul’dan ayrılıyordum.

Aslında Ankara’ya 15 Temmuz 2016 öncesinden sanırım telefonla 13 Temmuz’da bilet için comment kurmuştum ama özel bir durumdan kaynaklı olarak erkenden ve zamanında ödemeyi ihmal etmemden maalesef güvensizlik oluşunca seyahat firması da haklı olarakta öteleme bilgilendirmesinden vazgeçmiş.

Bendenizde 15 Temmuz 2016 tarihinde öğleden sonra GaziOsmanPaşa semtinden bir taksiyle Esenler otogarına geçtim.

İlginç olanda o vahim tarihte saatlerce bilet bulamadım. Metropol bir şehirde Ankara’ya seyahat için boş yer bulmak - bilet almak adeta tam bir imkansız olunca iyice şaşırdım ve şüphelenmiştim.

Savaş muhabirliği ve uzun yıllardır Basın meslek faaliyetlerimden dolayı aşırı stres ve yorgun ağır ve kronik mental sağlığımın yıpranmasıyla artık düşünce kavrama kaabiliyetiminde hafif anlamda zayıfladığını farkettim.

Elimde büyük boy siyah renkli tekerlikli valiz ve sırtımda valiz kadar ağır bir Basın muhabir sırt çantamla yorgunluktan otogarda sanki mekik dokuyordum.

Daha önce ismini hiç duymadığım ve seyahat etmediğim “Öz Diyarbakırlılar” isimli seyahat firmasının muavini benim bilet aradığımı ve Gazeteci olduğumu öğrenip Ankara’ya seyahat edeceğimi söylediğimde çok hızlı bir şekilde yardımcı oldu. Fakat küçük bir sorun vardı. Otobüs rötarlıydı. Geç gidiyorduk. Akşam 20.00 sularında hareket ettik.

Baştan belirteyim ki: “15 Temmuz darbesine kadar İstanbul şehirler arası yolcu ve yük taşıtı büyük araçlar yıllardır Anadolu’ya eski adıyla Boğaziçi yani 15 Temmuz Şehitler köprüsünden geçerdi. O dönemlerde yeni olan üçüncü köprü pekte tercih edilmezdi.”

Demek ki bende o gece son kez yolculuk yaptığım büyük araçla - otobüsle son kez köprüden geçmiştim.

Yeni ismiyle 15 Temmuz Şehitler köprüsüne seyir halinde otobüsle yaklaşırken hayatımda ilk kez İstanbul’da görülmesi imkansız olan aynı istikamette ilerleyen birden fazla sayıda çok hızlı Tank ve ZPT ( Tırtıllı - Paletli Zırhlı Personel Taşıyıcı ) araçları yanımızdan geçerken bir taraftan köprünün - boğazın üzerinde görünce çok şaşırdığım devriye uçuşu yaptığını düşündüğüm ard arda iki - üç askeri Helikopterler gördüm.

Meslekten kaynaklı mental yorgunluktan o dönemde otobüs içinde sağlıklı düşünemiyordum. Köprüye yaklaştığımızda köprünün ortasında “Ellerinde silahlı - sonradan darbe teşebbüsünde FETÖcü teröristler” tarafından hava karardıktan bir saat sonra akşam 21.00 sularında köprüde durdurulduk. Önümüzde bizden başka durdurulan bir büyük veya küçük bir araç yoktu. Otobüsün ön sıralarında oturduğum için arkamızda durdurulan araç aklıma da gelmemişti. Otobüs şoförü kaptan araç içi ışıkları yaktı. Kontak kapattı ve sessizce aşağı indi. 10 - 15 dakika geçtikten sonra kaptan hafif bir sesle isteyen inebilir veya oturabilir diye anons yaptı. Bende sigara tiryakisi olduğum için benimle birlikte ve benden önce inenlerle birlikte kimi ön kapıdan kimi orta kapıdan aşağı inip otobüsün yanında sigara yakmaya başladık.

Biraz sonra Avrupa yakasından - istikametinden hızlıca seyir halinde ki tüm araçlar yavaşlayıp FETÖcü darbeciler tarafından sebepsiz bir şekilde durduruluyordu.

Yaz akşamı nemli bir sıcakta köprüde tanklar ve ZPT’ler; namlular köprünün her iki tarafında ki istikamet eden araçlara ve millete çevrilmiş. Yeşil brandalı Askeri kamyonlar köprüyü kapatmış.

Aklıma önce tatbikat, sosyal deney ve kamera şakası vs gibi absürt şeyler gelsede askeri darbe hiç gelmemişti.

Saatler geçmek bilmiyordu. Otobüsün yanında nemli İstanbul sıcağı ve bunaltıcı yaz akşamı havasında ayakta olduğumuz yerde boncuk boncuk terliyordum. Sigara söndürüp sigara yakıyordum. Alnımda soğukluk var. Fakat ne olup bittiğini bilmediğim içinde bir taraftanda şok içindeydim.

Bunun bir darbe kalkışması olduğunu darbeci FETÖcüler silahlarının namlularını korkusuzca ve haince biz savunmasız yolculara çevirip bağırmalarından anladım.

Yanımda benimle birlikte yolculara bunun bir darbe olduğunu ve şaka olmadığını anlatırken ben bile bir türlü inanamıyordum.

Darbecilerin bizlere ne yapacağını zaten mental yorgunluktan düşünemiyordum. Tek şey Allah ve ölümdü.

Çaresiz ve savunmasız bir insan korkudan başka ne düşünebilirdi.
Saatlerce aşırı nemli sıcak havadan dilim damağıma yapışmış ve boğazım kurumuştu. Şok geçirmekten aklıma su içmek bile gelmiyordu. Bir anda hafif ve kısık “Tekbir” sesleri duymaya başladım. Halüsinasyon görüyordum. Zaman geçtikçe tekbir sesleri yükselmeye ve çoğalmaya başladı. Yorgun ve bitap düşmüş çaresiz kalmışken bir anda “Tekbir” seslerinin müthiş ahenk ve gümbürtüsüyle patlayan sinerji ile benim gibi tüm yolcularda büyük bir özgüven oluşturdu.

O gece Allah sanki yüce Türk milletinden korkuyu almış ve köprüye yakın farklı yerlerden lokal lokal çok büyük devasa bir kalabalık vatan haini FETÖcü darbecilerin olduğu istikamete doğru geldiklerini gördüm.

Hain FETÖcü darbeciler yaşlı genç çocuk ve kadın erkek demeden Yüce Türk milletine savaş ilan ettiklerinde: Gerçektende Tanklardan yapılan atışla köprü sallanınca tüm yolcular yere kapanıp lafamızı korumaya aldık. Ölümü seven ve yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı çılgınca köprüyü kuşattı.

Yolcularda tekbir seslerine eşlik ediyorlardı. Köprüde ki tüm sürücüler cesaretlendi. Köprüde durdurulan tüm büyük ve küçük tüm araçlar darbecilerin ateşlerine aldırmadan üzerlerine sürdüler.

Yüce Türk milletinin Köprüde FETÖcü teröristleri takdire şayan gıpta ederek nasıl etkisiz hale getirdiklerini dudaklarım uçuklayarak izledim.

Yüce Türk Milleti vatan haini FETÖcü terörist darbecilerden köprüyü temizleyip kurtarınca otobüs kaptanımız biz yolcularını kontrollü ve özenle binmemizi söyleyip seyahate devam ettik. Artık darbe püskürtülmüştü. Her şeyin biranda amiyane tabirle paldır küldür yaşanmasını ancak psikolojik olarak en az üç hafta sonra anlayıp yeni yeni kavrayabildim.

Yolcularda benim gibi o kadar çok korkmuştuk ki hiç kimse saatlerce konuşmuyor ve kimsede çıt yok. Bolu yoluna kadar büyük bir uzun ve derin sessizlik… sanki hiç bir şey olmamış gibi seyahat ediyorduk. Fakat Ankara AŞTİ otogarına sağ salim geldiğime halen inanamıyordum.

Artık korkudan ölmekten başka aklıma hiçbir şey gelmiyordu.

Rastgele tarifi imkansız bir şoktan kaynaklı o gece AŞTİ’den otele bile nasıl geçtiğimi halen düşünsemde hatırlamıyorum.

O vatan haini FETÖcü teröristlerin 15 Temmuz darbe girişiminde katlettiğine şahit olup gördüğüm bir Türk vatandaşı erkek gencimizin nasıl şehit ettiklerini ömrümün sonuna kadar asla ve kesinlikle unutmayacağım.

Bende geçmişe dönük hiç bir geçerli izahatı ve telafisi asla ve kesinlikle mümkün olmayan büyük ve derin bir kaygıya sebep oldu. Ömrümün sonuna kadar hiç tanımadığım savunmasız bir genç vatandaşımız bir şarjörden fazla mermiyle şehit olması adeta bende film şeridi gibi asla aklımdan çıkmayacak.

Gazeteci ve Yazar Hüseyin Adalan Kimdir?
Gazeteci ve Yazar Hüseyin Adalan Kimdir?
İçeriği Görüntüle

İnanç dünyamda ve psikolojik anlamda çok büyük bir olumsuz yönde aşırı bir şekilde etkilendim.

15 Temmuz 2016 tarihinden önce 2004 yılından itibaren basın mesleki faaliyetlerimde bir gazeteci ve yazar olarak hep tek başıma terörle mücadelemde haberler yaptım ve yazılar yazdım. Özellikle terörle mücadele kapsamında büyük bir heyecanla basın mesleki faaliyetlerime halen kaldığım yerden daha iyi olmaya yüce Türk milletine büyük zevkle hizmet etmeye devam edeceğim.

Unutmayın:

“Hayatta sadece tek endişemiz vatan olsun.”

Her şey gönlünüzce güzel ve kolay olsun.

Sevgi ve saygılarımla…

Sağlıcakla..

Hüseyin ADALAN
Gazeteci ve yazar