banner222

"Sosyal medyadaki gazeteciliğin tarif edilmesi lazım"

AK Parti Genel Başkan Yarımcısı Cevdet Yılmaz, “Sosyal medyadaki gazeteciliğin bir şekilde tarif edilmesi lazım. Elektronik kart mı olur onu bilemiyorum ama bir kartın verilmesi lazım” dedi.

"Sosyal medyadaki gazeteciliğin tarif edilmesi lazım"

AK Parti Genel Başkan Yarımcısı Cevdet Yılmaz, “Sosyal medyadaki gazeteciliğin bir şekilde tarif edilmesi lazım. Elektronik kart mı olur onu bilemiyorum ama bir kartın verilmesi lazım” dedi.

06 Ocak 2017 Cuma 14:51
"Sosyal medyadaki gazeteciliğin tarif edilmesi lazım"

AK Parti Genel Başkan Yarımcısı Cevdet Yılmaz, “Sosyal medyadaki gazeteciliğin bir şekilde tarif edilmesi lazım. Elektronik kart mı olur onu bilemiyorum ama bir kartın verilmesi lazım” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, basın mensuplarına gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Anayasa çalışmaları ile ilgili önemli açıklamalarda bulunan Yılmaz, CHP’nin “Bizden hiçbir zaman cumhurbaşkanı seçilmez, biz hiçbir zaman Mecliste çoğunluk olamayız” psikolojisi içerisinde olduklarını söyledi. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile siyasi istikrarın kalıcı hale getirileceğini aktaran Yılmaz, “Şuanda 14 senedir siyasi istikrarımız var ama bu kırılgan bir siyasi istikrardır. Kişilere ve partilere bağlı bir istikrardır. Bu kurumsal anlamda garanti altına alınmış kalıcı bir sistem değil. Bu yapılan reformlar daha hızlı bir yürütme anlamına geliyor. Sadece cumhurbaşkanının seçimi, kabinesini oluşturması değil, bunu takip eden ikincil düzenlemeler ile birlikte bakanlıkların yeniden organize edilmesi, ekonomi yönetimi başta olmak üzere yapılacak yeni düzenlemeler ile çok daha hızlı ve etkin işleyen bürokratik sistem oluşmuş olacak. Vesayet yapıları kalıcı bir şekilde ortadan kalkmış olacak. Yasama, yürütme doğrudan halk tarafından seçileceği için özellikle geçmişte bu darbe anayasaları ile vesayet sistemi olarak kurgulanmış cumhurbaşkanlığı makamı, vesayet makamı olmaktan çıkacak, demokratik, halktan meşruiyetini alan yapılara dönüşmüş olacak. Yasamada, yürütmede bu anlamda güçlenmiş olacak ve vesayet sistemi tamamen tasfiye edilmiş olacak. Parlamentomuz, asli işlemlerine yoğunlaşmış olacak ve bunları daha nitelikli bir şekilde yapma şansı olacak. Yürütmenin dışına çıkmış bir yasama, hem yasama işlemini daha etkili yapacak hem de denetim işlemini daha etkili yerine getirmiş olacak. İdari ile ilgili hususlar cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile düzenlendiği için bugün ki Bakanlar Kurulu kararları olmayacak. Onun yerine cumhurbaşkanlığı kararnameleri olacak. Türkiye’de merkez siyaset güç kazanacak. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte seçilecek cumhurbaşkanı en az yüzde 50’nin oyunu almak durumunda. Marjinal siyaset güç kaybedecek, merkez siyaset güç kazanacak. Değişik toplumsal kesimlere hitap etmek durumunda olacak bütün siyasi partiler ve adaylar. Bu siyasetteki kutuplaşmayı azaltacak. Bu milli birliğimiz açısından da önemlidir. Merkez siyasetin güç kazandığı, milli birliğin daha pekiştiği bir ortamda terörle mücadele de daha etkili yapılabilecek” ifadelerini kullandı.

“CHP DEĞİŞMEK ZORUNDA KALACAK”

CHP’nin bu sistemde en fazla değişen parti olacağına inandığını kaydeden Yılmaz, “Değişmek zorunda kalacaklar. Yüzde 50’yi hedeflemek durumunda olacaklar. CHP’nin, akılcı olmayan, duygusal bir tepki ortaya koyduklarını görüyorsunuz. Akılcı bir analiz yapıp ortaya yeni şartları sergilemek yerine CHP’de şöyle bir psikoloji var; bizden hiçbir zaman cumhurbaşkanı seçilmez, biz hiçbir zaman Mecliste çoğunluk olamayız. Bunu peşinen kabullenmiş, bu psikoloji içinde aslında metinlerde hiç olmayan birtakım şeyleri okuyan, kendi okumalarıyla savaşan bir görüntüsü var. Kendi kurguladığı bir hayaletle savaşan bir görüntüsü var. Bu halkın tercihi, partilerin çabalarıyla gelecekte kimin seçileceğini, parlamentoda nasıl bir çoğunluk olacağını bugünden hiçbirimizin söylemesi mümkün değil. Siyaset çok dinamik bir süreçtir” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin rasyonel bir değerlendirme yapmadığını, duygusal tepkiler verdiğini vurgulayan Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:

“Komisyona da gittim ve oradaki tartışmaları da izledim. Kamuoyuna yansıyan bir takım argümanlar var. 30 maddede CHP’nin yaptığı bir çalışma var ve onu da inceledim. CHP’nin bu argümanlarını rasyonel olarak değerlendirmekten ziyade, genel siyaset tarzı ve psikolojisi ile ilgili değerlendirme yapmak gerekir. Şuanda psikolojik bir değerlendirmenin, rasyonel bir değerlendirmeden daha önemli olduğunu düşünüyorum. Alışılageldik bir düzenleri var. Belli bir oranda oy alıp mecliste, belli yerel yönetimlerde hayatlarını devam ettiriyorlar. Buda çok fazla çaba sarf etmelerini gerektirmiyor. Hazır bir siyasi kitleyle birlikte bu siyaseti devam ettiriyorlar. Bu yeni düzen rahatlarını bozacak. Daha farklı politikalar geliştirmek zorunda kalacaklar, yüzde 50’yi hedeflemek durumunda kalacaklar, daha farklı toplumsal kesimlere açılmak durumunda kalacaklar. Bunu göze alamıyorlar diye düşünüyorum. CHP, bugün ki siyasetleri ile devam ederse hiçbir zaman iktidar olma şansı bulamaz. CHP’nin biraz konformist yaklaşımı var. Kullanılan dili ise tasvip etmemiz mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisi halktan korkuyor. Halkın doğru karar veremeyeceğine dair geleneksel tutumu var. Bu tercih halka gittiğinde ben kendimi anlatamam diye bir hava içinde. CHP, halkın tercih yapmasından çekiniyor, halka korku ile yaklaşıyor. Bu psikoloji ile gittiği için yüzde 50’yi kendisi için bir hayal olarak görüyor.”

“BİTİMSİZ İKTİDARLAR DÖNEMİ BİTİYOR”

Güçlü yürütmenin sadece ekonomide değil, terörle mücadelede de çok önemli olduğunu bildiren Yılmaz, “Güçlü bir yürütme aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik risklerinin bertaraf edilmesi içinde önemli olacaktır. Diktatörlük gelmiyor, tam aksine milli irade ve sivil irade güçlenmiş oluyor. Diktatörlüğün asıl kaynağı vesayetçi yapılanmalardır. Bunlar tasfiye edilmiş oluyor. Bu iki dönem kuralı da son derece önemlidir. En iyi liderler bile en fazla iki dönem iktidarda kalacak. Bitimsiz iktidarlar dönemi bitiyor. Sınırlı bir değişim yapılıyor. Bütün bir Anayasa’yı değiştirmiyoruz. Ana muhalefet partisi sürekli uzlaşmadan bahsediyor ama bu sürece maalesef bir katkıda bulunmadığını komisyon aşamasında gördük. İnşallah Genel Kurul aşamasında farklı bir üslup benimserler” dedi.

“SOSYAL MEDYADA DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR”

Sosyal medyada bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Yılmaz, “Sosyal medya, hukuktan ve ahlaktan bağımsız bir alan gibi görülüyor. Karşı karşıya gelindiği zaman söylenemeyecek sözler, yapılamayacak eylemler sosyal medyada normalmiş gibi yaklaşım sergileniyor. Bunun böyle olmadığının altını çizmek istiyorum. Hakkında yazdığımız, konuştuğumuz insanlar gerçek insanlardır. Sosyal medya, ahlaktan ve hukuktan bağımsız bir alan olarak düşünülemez. Gerçek alandaki sınırlarımız neyse, sosyal medya alanındaki sınırlarımızda aynı olmak durumundadır. Farklı görünümler altında yapılan operasyonlar var. Bunları görmemiz lazım. Sadece düzenleme ile bu işi engellemek mümkün değildir. Diğer taraftan farkındalık oluşturmak lazımdır. Esas olanın kullanıcının daha bilinçli hale gelmesi ve bunlara prim vermemesidir. Sosyal medyadaki bireysel gazetecilerin bilgiyi teyit etmesi lazım. Bunu yapmazlarsa farklı kitleleri karşı karşıya getirmiş olurlar. Düzenleme ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Sosyal medyadaki gazeteciliğin bir şekilde tarif edilmesi lazım. Bir kart verilecekse o kartın elektronik kart mı olur onu bilemiyorum ama o kartın verilmesi lazım. Aksi takdirde bu alan çok kontrolsüz, kaotik bir alan olarak zarar vermeye devam edecektir” diye konuştu.

Son Güncelleme: 06.01.2017 15:16
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.