Bazı meslek hayatları sahip olunan unvanlarla, bazıları ise yıllar içinde biriken insan deneyimiyle anlam kazanır. Narin Devrim Emre’nin hikâyesi ikinci grupta yer alıyor.

Eğitim dünyasında başlayan mesleki yolculuğunu kişilik danışmanlığı, iletişim, öz farkındalık ve girişimcilik alanlarına taşıyan Emre’nin çalışmalarının merkezinde değişmeyen bir unsur bulunuyor: insan.

Bir Meslekten Daha Fazlası: Eğitimcilik

Narin Devrim Emre’nin profesyonel geçmişinin önemli bölümünü eğitim oluşturuyor.

Tarih öğretmeni olarak uzun yıllar eğitim dünyasının içinde bulunan Emre, meslek yaşamında aldığı başarı ödüllerinin ardından Üstün Başarı Ödülü’ne layık görülen eğitimciler arasında yer aldı.

Ancak eğitimcilik onun hikâyesinde yalnızca bilgi aktarmak anlamına gelmedi.

Yıllar boyunca farklı karakterlere, beklentilere ve hayat hikâyelerine sahip insanlarla aynı ortamı paylaşmak; insan davranışını gözlemleme konusunda önemli bir deneyim alanı oluşturdu.

Bir insan neden aynı olay karşısında diğerinden tamamen farklı davranır?

Neden bazı insanlar çatışmadan kaçarken bazıları doğrudan yüzleşmeyi seçer?

Neden aynı söz bir insanda güven yaratırken diğerinde savunma duygusu oluşturur?

Ve belki de en önemlisi:

İnsan kendisini gerçekten ne kadar tanır?

Emre’nin sonraki mesleki yöneliminin temelinde bu sorular bulunuyor.

Kendini Tanımaktan Başlayan Yolculuk

Narin Devrim Emre zaman içerisinde eğitimcilikten gelen insan deneyimini kişilik danışmanlığı alanına taşıdı.

Mersin Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen “İletişim İçin Önce Kendinizle Tanışın” başlıklı etkinlikte eğitimci ve kişilik danışmanı kimliğiyle yer alması, bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri oldu.

Başlığın kendisi aslında Emre’nin yaklaşımını da özetliyor:

İyi iletişimin başlangıç noktası yalnızca karşımızdaki insanı anlamak değil, önce kendimizi tanımaktır.

Çünkü insan kendi davranışlarının, korkularının, güçlü yönlerinin ve tepkilerinin farkında olmadığında başkalarıyla kurduğu ilişkileri sağlıklı değerlendirmekte zorlanabilir.

Bu bakış açısı yalnızca bireysel yaşam açısından değil, çalışma hayatı açısından da önemli.

Bir yönetici ekibindeki insanların birbirinden farklı olduğunu anlamadığında iletişim sorunları ortaya çıkabilir.

Bir girişimci kendi güçlü ve zayıf yönlerini tanımadığında karar süreçlerinde aynı hataları tekrarlayabilir.

Bir ekip içerisinde insanlar birbirlerinin davranışlarını kişisel saldırı olarak yorumladığında küçük farklılıklar büyük çatışmalara dönüşebilir.

Dolayısıyla öz farkındalık, yalnızca kişisel gelişimin değil, sağlıklı insan ilişkilerinin de temel unsurlarından biri.

Eğitimcilikten Girişimciliğe

Emre’nin mesleki yolculuğunun sonraki aşamasında girişimcilik bulunuyor.

ND Enneagram ve Danışmanlık çatısı altında çalışmalarını sürdüren Emre, eğitimcilik deneyimini kişilik modelleri, iletişim ve bireysel farkındalık çalışmalarına taşıdı.

Aynı zamanda TOBB Mersin İl Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi içerisinde görev alması, onun çalışmalarının girişimcilik dünyasına uzanan tarafını da ortaya koyuyor.

Bu noktada ortaya farklı bir profesyonel profil çıkıyor.

Bir tarafta yıllarını eğitim ortamlarında geçirmiş bir öğretmen.

Diğer tarafta insan davranışları ve iletişim üzerine çalışan bir danışman.

Ve bütün bunların yanında kendi profesyonel yolunu oluşturan bir kadın girişimci.

Bu üç deneyimin kesiştiği yerde ise güçlü bir soru bulunuyor:

İnsan kendisini tanıdığında hayatında ne değişir?

Kurumların En Zor Meselesi Hâlâ İnsan

Şirketler büyüyebilir.

Organizasyon şemaları değişebilir.

Yeni yöneticiler göreve başlayabilir.

Yeni nesiller çalışma hayatına katılabilir.

Ancak kurumların en eski sorunlarından biri değişmez:

İnsanların birbirlerini anlaması.

Çalışma hayatındaki birçok problem yalnızca görev tanımlarından kaynaklanmaz.

İletişim biçimleri, beklentiler, karakter farklılıkları, güven, motivasyon ve insanların olayları algılama biçimleri de iş ilişkilerinin sonucunu etkiler.

Bu nedenle günümüzde iyi yöneticilik yalnızca işi yönetmekten ibaret değil.

İnsanları dinlemek, farklılıkları görebilmek ve aynı ekip içerisindeki farklı karakterlerle doğru iletişim kurabilmek de liderliğin önemli parçaları arasında.

Narin Devrim Emre’nin çalışmalarının kurumsal dünyayla kesiştiği nokta tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Mersin’de iş ve meslek danışmanlarına yönelik gerçekleştirdiği kişilik modeli eğitimi ve girişimcilik ekosistemindeki çalışmaları, eğitimcilikten gelen deneyimin farklı profesyonel alanlara taşınmasının örneklerini oluşturuyor.

Bir İnsanı Bir Kalıba Sığdırmadan Anlamak

Kişilik modellerinin kullanımındaki en önemli sınır da burada başlıyor.

Hiçbir insan yalnızca bir kategori veya birkaç kelimeyle açıklanamaz.

İnsan davranışı; yetiştiği çevreden deneyimlerine, içinde bulunduğu koşullardan ilişkilerine kadar çok sayıda unsurdan etkilenir.

Bu nedenle kişilik modellerinin değeri insanlara kesin etiketler vermelerinde değil, kişinin kendisi hakkında yeni sorular sormasına yardımcı olabilecek bir farkındalık çerçevesi sunmalarında aranmalı.

Narin Devrim Emre’nin profesyonel konumlandırmasını güçlü kılabilecek yaklaşım da bu ölçülü perspektif.

Kesin hükümler yerine merak.

Etiketlemek yerine anlamaya çalışmak.

Başkalarını değiştirmeye çalışmadan önce kendini sorgulamak.

Kadın Girişimciliğinin Başka Bir Hikâyesi

Emre’nin yolculuğu aynı zamanda kariyerin hayat boyunca tek bir çizgide ilerlemek zorunda olmadığını gösteren bir örnek.

Öğretmenlikten danışmanlığa, oradan girişimciliğe uzanan süreç; geçmiş deneyimlerin terk edilmesi değil, farklı bir alanda yeniden değerlendirilmesi anlamına geliyor.

Özellikle yıllarca belirli bir meslekte çalıştıktan sonra yeni bir profesyonel alan oluşturan kadınların hikâyeleri açısından bu dönüşüm dikkat çekici.

Çünkü girişimcilik her zaman sıfırdan başlamak değildir.

Bazen girişimcilik, insanın yıllar boyunca biriktirdiği deneyimin gerçek değerini fark ederek onu yeni bir yapıya dönüştürmesidir.

Başarının Daha Sessiz Bir Tanımı

Başarı çoğu zaman rakamlarla, makamlarla veya görünürlükle ölçülüyor.

Oysa insan hayatında başka bir başarı biçimi daha var:

Kendini tanımak.

Geçmiş deneyimlerinden yeni bir yol oluşturabilmek.

İnsanlara dokunan bir meslek inşa etmek.

Ve yıllar geçmesine rağmen öğrenmeye devam etmek.

Narin Devrim Emre’nin hikâyesini ilginç kılan da belki tam olarak burada yatıyor.

Onun kariyerinde öğretmenlik, danışmanlık ve girişimcilik birbirinden kopuk üç ayrı dönem olarak değil; aynı sorunun farklı dönemlerdeki karşılıkları olarak okunabilir:

İnsanı nasıl daha iyi anlayabiliriz?

Bu sorunun tek ve kolay bir cevabı yok.

Belki de olmaması gerekiyor.

Çünkü insanı anlamanın başlangıcı, onun birkaç kelimeyle tanımlanamayacağını kabul etmekten geçiyor.

Ve bazen insanın başkalarıyla kurduğu ilişkiyi değiştiren en önemli yolculuk, dışarıya değil kendi içine doğru başlıyor.

Narin Devrim Emre’nin mesleki hikâyesi de tam olarak bu noktada anlam kazanıyor: önce eğitim, ardından deneyim, sonra farkındalık ve sonunda insanı merkeze alan yeni bir profesyonel yol.